header image
Akifaltundal.net Anasayfa
Matematiksel Bilgi Matematiksel Bilgi
Matematiksel Teknoloji Matematiksel Teknoloji
Matematiksel Sanat Matematiksel Sanat
Matematik Kültürü Matematik Kültürü
Matematikle Eğlence Matematikle Eğlence
İletişim
Site içi arama
1 SAYI
1 MATEMATİKSEL RÖPORTAJ
1 GEOMETRİ MAKALESİ
1 MATEMATİK FIKRASI
1 MATEMATİK MADALYASI
1 MATEMATİK REKORU
1 MATEMATİK MAKALESİ
1 EĞİTİMSEL MAKALE
1 MATEMATİKSEL ŞİİR
1 MATEMATİK YARIŞMASI
1 MATEMATİK HABERİ
1 MATEMATİK PROGRAMI
1 GEOMETRİ PROGRAMI
1 GEOMETRİ KONULU ŞİİR
1 AZERİ MATEMATİK VİDEOSU
1 MATEMATİK FRAGMANI
KULLANICI GİRİŞİ
Username

Password

Remember me
Password Reminder
No account yet? Create one
Makalebolum arrow Eğitim makaleleri arrow Eğitimde Yeni Ufuklar
Eğitimde Yeni Ufuklar Print E-mail

Eğitimde Yeni Ufuklar

Batı dünyasının inişe geçtiğini hisseden ve bunu algılayabilecek detektörlere sahip Batılı ve Amerikalı entelektüel ve idareciler, üniversitelerde araştırma merkezleri kurarak, bunun sebeplerini araştırmaya başladılar. Problemin kaynağının eğitim sistemi ve mevcut eğitim sisteminde yetiştirilen insan modeli olduğu belirlendi. 1985 yılında “Risk Altındaki Millet” ismiyle ABD’de yayınlanan raporda aşağıdaki ifadeler yer almaktaydı. “Eğer mevcut eğitim sistemimizi bize yabancı veya komşu bir ülke tavsiye etmiş olsaydı, bu Amerika için bir savaş sebebi sayılırdı.”

Bir başka raporda ise mevcut eğitim sisteminin işleyişi, aşağıdaki şekilde özetlenmekteydi. “Öğretmen nazarında bir teyp kaydedicisi olarak görülen öğrenciye bilgiler kaydedilir. Belirli zamanlarda yüklenen bilginin istenilen kısımları imtihanlarda test edilir. Yüklenen bilginin istenilen kısımlarına sahip olduklarını gösterebilen öğrenciler başarılı ve çalışkan sayılırlar.

Okullar bilginin nasıl ve nerede kullanılacağının öğretildiği yerler olması gerekirken, aksine bilgi yükleme merkezlerine dönüştürülmüştür.” Halbuki yıllarca önce Batılı düşünür Alfred White Norihead, eğitimi “edinilecek bilgileri kullanma sanatının öğrenilmesi” şeklinde tanımlamaktaydı.

2000 li yılların panoramasını çizen eğitimciler, bilerek veya farkında olmayarak Hz. Ali Efendimizin (ra) “çocuklarınızı bir sonraki çağın ihtiyaçlarına göre eğitip yetiştiriniz” sözüne uyarcasına, 21. asra hakim olacak insanı yetiştirecek eğitim sisteminin çatısını ve tezgahını 1990’lı yıllarda oluşturmaya başlamışlardır.

Bu yeni eğitim modelinin çatısı, 5 temel becerinin öğrenilmesi ve kazanılması üzerine oturmaktadır. 1996 yılı itibariyle sadece İngilizce dilinde aşağıdaki becerilerin kazanılması ve geliştirilmesi konusunda binlerce kitap, dergi yayınlanmakta ve onlarca bilgisayar uygulama yazılımları üretilmekte ve kurslar düzenlenmektedir.

Bu beceriler sırasıyla aşağıda özetlenmektedir:

1- Öğrenmeyi Öğrenme Becerisi: Eğitim müfredatı içerisinde özel bir ders programı haline getirilmiş olup; öğrenmeyi öğrenme becerisi, öğrenmenin mahiyeti ve mekanizmasının kavranması, aktif öğrenme, işbirliğine dayalı öğrenme, bağımsız çalışmaya dayalı öğrenme, öğrenme merkezli ders işleme vb. alt başlıklarını ihtiva eder.

2- Düşünmeyi Öğrenme Becerisi: Düşünme taktikleri ismi altında ayrı bir programa dönüştürülen bu beceri, 22 çeşit düşünme stilinden oluşur. Kritik düşünme, icada yönelik orijinal düşünme, sıradışı düşünme, yatay ve açılımlı düşünme bunlardan bir kaçıdır.

3- Problem Tanımlayabilme ve Çözebilme Becerisi: Problemi doğru ve net şekilde tanımlayabilme, görünen sorun ile kaynak sorunu ayırt edebilme, değişik bilim dallarındaki problem çözme teknikleri, bu beceri kapsamında öğrenilir.

4- Sorgulama ve Araştırma Tekniklerini Kullanabilme Becerisi: Bilgiye erişim teknolojileri, “neyi, nerede, nasıl bulabilirim” stratejileri, veri analizi ve değerlendirme teknikleri, istatistiliki yöntemler, karar verme mekanizmaları gibi alt kabiliyetleri içine alır.

5- Sağlıklı İletişim Kurabilme Becerisi: Kendi özbenliğiyle sağlıklı iletişim kurabilme becerisi, aile ve arkadaşlarıyla, meslektaşlarıyla sağlıklı iletişim kurabilme, mesleki iletişim kurabilme becerisi gibi alt birimleri vardır.

Gelişmiş ülkelerin bu konuda aldıkları mesafeyi ve yaptıkları çalışmaları gördükçe ve bu temel becerileri bütün eğitim sistemine yaygınlaştırma çalışmalarını ibretle seyrettikçe, insanımızın asırlardır nasıl zihinsel soykırıma uğratıldığı ve ikinci sınıf toplum pozisyonuna mahküm edildiği çok net şekilde ortaya çıkmaktadır.

Bu temel beceriler, Batılı ülkelerde ana okulundan itibaren eğitim programlarına konmuş olup verilmesi gereken bilgiler, bu becerileri öğrenme esnasında verilmektedir. Ayrıca bu beceriler, başlangıç, orta düzey ve ileri düzey şeklinde derecelendirilerek, üniversite eğitimi bitinceye kadar, öğrencilere ders olarak okutulmaktadır.

Ayrıca bilimler ve dersler hayatla ilişkilendirilerek, edinilen bilginin nerede, nasıl ve ne şekilde hayatımızda kullanıldığı, hayatın içinden seçilen uygulamalarla gösterilmektedir. Giderek vazgeçilemez hale gelen bilimlerarası yaklaşıma dayalı olarak, fen bilimleri, sosyal bilimler ve sanat dalları arasında ilişkiler ve köprüler kurmaya yönelik ders programları geliştirilmiştir.

Eğitim böylece bilginin zihinlere yüklendiği bir süreç olmaktan çıkarılmakta, bilginin hayatta kullanılma sanatının öğrenildiği bir sürece dönüştürülmektedir. Sonuçta öğretmenin yerini öğrenme merkezli bir eğitim almaktadır. Ayrıca köy haline gelen dünyamızda, bilginin geometrik bir hızla çoğaldığı ve herşeyin bilime endeksli hale geldiği dikkate alındığında, bu temel becerilerin kazanılması çok daha önem arzeder hale gelmektedir.

Ülkemizde ilk okullara trafik veya çevre dersinin, üniversitelere de, Türk dili gibi derslerin konması düşünülürken; öğrenmeyi öğrenme, düşünme becerilerini kazanma, problem çözme tekniklerini öğrenme, sorgulama ve araştırma teknikleri, kendinle iletişim, insanlarla iletişim, bilim ve teknoloji ile iletişim gibi hayat boyu gerekli beceri derslerinin gündeme dahi gelmemesi, oldukça düşündürücüdür.

Acilen ilkokuldan üniversiteye kadar ders programlarına bu derslerin konması gerekmektedir. Bu temel becerilerin her biri hakkında Batı dünyasında geliştirilen ders programları, eğitici kitap, dergi ve bilgisayar programları gözönüne alındığında, bu, olmazsa olmaz temel beceri modelleri hakkında onlarca makale yazmak mümkündür. Bu becerilerin detaylı açıklamalarını ve okullarda öğretilmesini, geleceğin “Yeni İnsan veya Yeryüzü Mirasçılarını” yetiştirmekte olan eğitimcilerden ve öğretmenlerden bekliyoruz. Bu becerilerin çocuklanmıza kazandırılması, bugün için fikir işçileri olan öğretmenlerimizin ve yetkililerin vicdanına ve sorumluluk duygusuna havale edilmiş bulunmaktadır.

Yukarıdaki beş temel becerinin öğrenilmesine dayalı bir eğitim sistemi, öğretmen ve okul merkezli bir eğitimi geçersiz kılmakta, bunun yerine dağınık öğrenme ortamlarını kullanan, hayat boyu öğrenme merkezli bir eğitim felsefesini zorunlu hale getirmektedir. Bu becerilerin kazanıldığı eğitim sisteminde yetişen ve yetişmeyen insanların sahip oldukları çözüm çantaları da kemiyet (nicelik) ve keyfiyet (nitelik) açısından çok belirgin farklılıklar oluşturmaktadır. Bu temel becerileri kazanmış bir kişinin problemleri çözmede kullandığı alet sayısı ve çeşidi, diğer kişiye nazaran kıyaslanmayacak ölçüde fazla olmaktadır.

Meseleyi tamircilerin kullandıklan alet takımıyla anlatmak istersek, mevcut Türk eğitim sisteminde yetişen kişinin zihin çantasında sadece keser, çekiç ve testere bulunurken, yukarıdaki beş temel beceriyi kazandıran bir eğitimden geçen kimsenin zihnindeki çözüm çantasında, bu aletlerin yanında, kurbağacık, kargaburun, kerpeten, 6, 12, 18, 24 gibi civata anahtarları, ayarlı pense, matkap gibi yüzlerce alet ve teknik bulunmaktadır.

Sonuçta bu tür kimseler, hayatta karşılaştıkları çeşitli problemleri, uygun ve doğru aletler kullanarak çözebilmekte, çatışmaları uzlaşmalara, krizleri yeniliklere dönüştürebilmektedirler. Bizim eğitim sistemimizde yetişen insanlar ise, her türlü problemi, sadece keser, çekiç ve testere ile çözmeye çalışmaktadır. Daha da vahimi, çözüm çantasında sadece çekice sahip olanlar, herşeyi çivi gibi algıladıklarından, her problemi çekiçle çözmeye çalışmaktadırlar.

Buraya kadar anlatılanlar Batıdaki genel eğitim sistemiyle ilgili olup; bunun dışında Batıyı bilim ve teknolojide ileriye götüren insanların eğitimi, özel eğitim programlarıyla (gifted education) gerçekleştirilmektedir. Bir toplumun en önemli sermayesi olan insan gücü içinde altın madeni değerinde olan üstün kabiliyetli çocukların ortaya çıkanlması, eğitimi ve toplumun istifadesine sunulması konusunda da Batıda çok ciddi ve yoğun araştırmalar yapılmaktadır.

Bugün bu alanda % 90’ı Batıda ve ABD’de olan 200’ü aşkın resmi ve özel kuruluş faaliyet gösterirken, Türkiye’de birkaç küçük özel kuruluş tarafından yapılan kıpırdanışların dışında bu konuda dünyada yürütülen çalışmalara katkıda bulunan bir Türk veya Müslüman kuruluşu yoktur. Osmanlıdaki Enderun sisteminin modern uyarlaması olarak tanımlanabilecek bu kuruluşlar, maden arar gibi üstün kabiliyetli çocukları arayıp bulmakta ve uygun şekilde eğitmektedirler. Bu çocuklar için her yıl yaz aylarında yüzlerce yaz okulu düzenlenirken, bunların eğitimleriyle uğraşan eğitici ve öğretmenler için de mesleki eğitim kurslan düzenlenmektedir.

Bugün üç yaşından itibaren özel eğitime veya ek zenginleştirme ve destekleme kurslarına alınan üstün kabiliyetli çocuklara yönelik ders malzemeleri, kitapları, araçları ve eğitim teknolojileri ve ders programları hazırlayan 150’yi aşkın kurum veya şirket Batı dünyasında faaliyet göstermektedir. Mesela, üstün kabiliyetli çocukların eğitimi ve yetiştirilmesi ve korunması konusunda orijinal araştırmaları ve tavsiyeleri yayınlayan aylık veya üç ayda bir yayınlanan 19 tane İngilizce dergi vardır. Üstün kabiliyetli çocuklarla ilgili yüzlerce kuruluştan sadece yüksek analitik zekalı kişilerin üye olabildiği MENSA isimli kuruluşun 100,000 üyesi olup, çoğunluğu İngiltere ve Amerika’da yaşamaktadır.

Eğer bu ülkenin okuyan ve düşünen insanları, çağdaş uygarlık seviyesini yakalama ve aşmada samimi iseler, bu yazıda anlatılanlan ‘burası Türkiye” deme kolaylığına düşerek kulak ardı etmemelidirler. Önce kendilerinden başlamak üzere bu beceriler hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmeye kendilerini zorlamalılar ve kendilerini yeniden tanımlayarak bu becerileri kazanmaya çalışmalıdırlar.

En azından gençlerin zihinlerindeki çözüm çantalarına bu beceri aletlerini koymalarına imkan sağlayacak oluşumlara öncülük etmelidirler. İkinci olarak, bu becerileri öğrenmeye veya kazanmaya yönelik ders kitaplarını, bilgisayar programlarını, eğitim malzemelerini yurt dışından getirtmeliler. Bunların en iyilerini seçerek Türkçeye uyarlamasını yapmalıdırlar. Üçüncü olarak da bu beceri derslerinin eğitim ve öğretim programları içinde zorunlu ders olarak yer almasını sağlama yönünde lobiler oluşturmalı ve kampanyalar yürütmelidirler.

Dr. Selim AYDIN

<Previous   Next>
MATEMATİK ŞARKI
start Player
MATEMATİKÇİ PULU
HİPERBOLİK UZAY
Escher 2. galeri
FOTO MATEMATİK
C.Sequin Galeri
MATEMATİK AFİŞİ
G.W.Hart galeri
KARİKATÜR
M.C.Escher galeri
MATEMATİK KİTABI
MATEMATİK AFİŞİ2
MATEMATİK FİLMİ
MATEMATİKÇİ ALİM
BIr CIft soz
Tip insanlari hasta yapar, matematik kederli MARTiN LUTHER(1483-1546)
ZİYARETÇİLERİMİZ
We have 33 guests online
Visitors: 930313