|
Türk toplumu birden bir 'Nash' ve 'Akıl Oyunları' salgınına girdi. Halbuki bir çoğumuz genelde çok düşünmeyi sevmeyiz: Mesela satranç gibi analiz gerektiren, şansa yer vermeyen oyunları sevmememiz, hatta şans oyunları arasında briç bile oynamamamız başka nasıl yorumlanabilir? Tavla, hoşkin, maça kızı, pişti, prafa gibi şansa daha çok yer veren basit oyunlar ülkemizde popülerdir. Ama araya televizyon ve sinema gibi pasif katılım sağlayan 'tembel teknolojisi' girince, bir de psikolojik sorunlu bir kişiye Nobel verilince, gözlerimiz iyice yaşardı ve Nash'i çok sevdik. Nash oldu 'bizim Neş'! Bu kültürel yapıyı aksettiren, sosyolojik bir olgu!
Benzer şeyler tabii ABD'de de geçerli, orada da kültürel bir yapı var! ABD filmlerinde kötü adam rolünde ya bir ahmak Alman askeri vardır (adı Schulz veya Klink olur), veya tıraşlı kafa, kötü adam bir Rus casusu. Bizim Neş'in hayat hikayesinde gördüğü kabuslarda Rus casusları olması da ABD'nin kültürel yapısının sonucu.
Ancak sorulması gereken soru başka: Bizim Neş'in popüler olması kaçımızı merak edip oyun teorisi konusunda bir kitap okumaya sevk etti veya kaçımız merak edip Sylvia Nasar'ın 1998 yılında yazdığı 'A Beautiful Mind' adlı kitabı merak edip okuduk? Oyun teorisi nedir diye bilgi edinmeye kalkıştık? Nedir bu oyun teorisi? Nedir Neş'in katkısı?
Oyun teorisi bir zamanlar, mesela ekonomide, kolay çözümü olamayan stratejik karar verme sorunlarının analitik çözümü için güçlü bir yaklaşım olacağı ümidini vermişti. Ama sonra, zaman içinde, Martin Shubik gibi bu konudaki iyimserler de kabul etti ki, birçok gerçek dünya sorunu oyun teorisi unsurları içermesine rağmen, birçok gerçek sorunun oyun teorisi modellemeleri çerçevesinde çözülmesi mümkün değil. Gerçek dünya, oyun teorisi tarafından çözümlenmeyecek kadar kompleks. Ama oyun teorisine dayanan basitleştirerek modelleme, çözülmeye çalışılan problemin birçok unsurunu daha açık seçik analiz etmeye yarıyor. Oyun teorisi adeta hislerimizi matematik bir bakışla mantık tutarlılığı açısından incelememize olanak sağlıyor.
Oyun teorisi karar verme sürecindeki kişi veya kurumların, karşılarında kendi alternatifleri olan başka bir taraf da varken, kendilerine en yüksek getiri sağlayacak kararları verirken, en iyi stratejiyi seçerken, rasyonel davranacaklarını varsayıyor. Ve böyle bir ortamda ne olur sorusuna cevap arıyor!
Aşağıda basit bir örnek veriyoruz. Diyebilirsiniz ki evde bütün kararları hep koca verir! Ama bunun olmadığı haneler de çokça var! Farzedelim ki bir karı koca birbirinden keyif almakta ve beraber musmutlu yaşamakta, ama evden çıkıp başka faaliyetler yaptıkları zaman da zevkleri farklı. Diyelim ki koca boş zamanında evde futbol maçı seyretmeyi seviyor. Eş ise lokantada dostlar ile yemek yemeyi. Bir gece karı koca karar verecekler, evde kalıp futbol maçı mı seyredilsin, yoksa dostlarla kafa çekmeye mi gidilsin. Şimdi bu ortamda karı ve kocanın çeşitli kararlardan aldıkları hazzı rakamsal olarak verelim (sorgula, bu mümkün mü?)!
Aşağıdaki tabloda karı ve kocanın haz rakamları (!) verilirken, her hücrede ilk rakam kocanın keyfi, ikinci rakam karının keyfi. Tabloda alternatifler 'evde maç' veya 'lokantada keyif' olarak basit şekilde yazılmış.
Şimdi karı koca karar verecekler. Evde maç mı seyredilsin, yoksa lokantaya mı gidilsin? Tarafların canım-cicim yaklaşımları arasına gizlenmiş stratejileri ve oyuncuklar da var! Mesela içinde (10.5) yazılı hücrede koca 10 keyif eş 5 keyif alıyor. Evde maç seyredilirse koca mutlu, ama eş (4.8) yazılı hücrede alabileceği 8 keyiften daha az keyif almış olacak.
İşte böyle bir ortamda Nash ne diyor? Bunu yarın tartışacağız! 27 Mart 2002 Kaynak: Akşam |