Matematik Haberleri Arşivi arrow Matematik haberleri arrow Emekli matematik öğretmeni ormanı için yardım istiyor Akşam 2006
Emekli matematik öğretmeni ormanı için yardım istiyor Akşam 2006 Yazdır E-Posta

Emekli matematik öğretmeni Rahim Demirbaş'ın yolladığı uzun e-posta burnumuzu sızlattı. İnternet aracılığıyla yolladığı kendi yarattığı ormanı -Resimler çok bozuk geldi- ise gözlerimizi doldurdu. Tam 8 yıllık emeğinin ürününü yaşatabilmek için şimdilerde su peşinde koşuyor. 

Bu kadar hay huy arasında öylesi mesajlar alırız ki, okuduğunuz an gülmekle kızmak arasında kalırsınız. Bazen de derin düşüncelere dalarsınız. Bir şey yapabilmenin gayreti içine girersiniz. Gerek babamızın devlet görevleri, gerek kendi mesleğimiz vesilesiyle Türkiye'de çok yer gördük. Bunlara seçim gezilerini dahil edebilirsiniz. En çok canımızı acıtan yeşilin katledildiği, ormanların yok edildiği yörelerdir. Emekli matematik öğretmeni Rahim Demirbaş'ın yolladığı uzun e-posta burnumuzu sızlattı. İnternet aracılığıyla yolladığı kendi yarattığı ormanı -Resimler çok bozuk geldi- ise gözlerimizi doldurdu. Tam 8 yıllık emeğinin ürününü yaşatabilmek için şimdilerde su peşinde koşuyor. Başta Orman Bakanı Pepe, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile DSİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu başta, tüm yetkilileri, Konya Ereğlisi'nin Beyören Köyü'ndeki bu ormanı yaşatmaya çağırıyoruz. Lütfen, Demirbaş'ın aşağıdaki yaklaşımını dikkatle okuyup, devletin imkanlarını seferber etsinler:

'Değerli Burhan Bey. Ben emekli bir öğretmenim. Konya Ereğli'sinin Beyören Köyü'nde 1940'ta doğmuşum. Köyüm ülkemizin en fakir köylerinden birisi, doğru dürüst suyu ve yolu yok. Bir zamanlar 220 hane olan köyümüz şimdi 40 haneye kadar düştü. Çoğunda tek başına yaşayan insanlar oturmakta. Öldüklerinde kapıları kapanacak.Topraklarımız kıraç.

Ziraatin tahsilini yapanlar da gelip köylerde yol gösterici olamadılar. Durum böyle olunca da köylü köyü terk etti. Elindeki avucundakini satarak şehre gelen insanımız 200 metrekare yerde köyü yaşamaya çalıştılar. Çoğu amelelik ve seyyar satıcılık yaparak hayatlarını idameye kalktılar. Çocuklarını da çok parlak şekilde okutamadılar. Bunların çoğu işsizler ordusuna katıldı. Bizim sokak çocukları veya kapkaççı diyiverdiğimiz çocuklar; şu an köyde yaşayan çocuklardan değil. Şehre göç etmiş ailelerin yavruları.

Sayın Yazarım, ben hep düşündüm. Her köye fabrika yapmamız mümkün değil. Lakin köylüyü köyünde tutmak, köyleri şehir imkanlarına kavuşturmak gerekir. Köyde oturanların çocukları daha güzel okuyabiliyor. Köyden şehre gelen çocuklar sadece okumak için geliyor. Köylü okuyabileceğine güvendiği ve okumaya istekli çocuğunu şehre gönderiyor. Şehre yakın olanlar da servis temin ederek çocuğunu okuması için gönderiyor. Okumaya gelmeyenler de köydeki işleri ile uğraşıyor.

Bizim köyün dağları bir zamanlar ormanlarla kaplıymış, içerisinde ceylanlar bile gezermiş. Dağın pek çok yeri üzüm bağı sekilerinin kalıntısı ile dolu. Şimdi dağımız olmuş bir çöl. Erozyon, toprağını sıyırıp götürmüş. Ağaç dikmek istesek bile pek çok yerinde toprak kalmamış. Ben bundan 40 yıl önce beş şeker çuvalı meşe palamudu bulup geldim. Köylülerimizle dağımızın bir bölümüne bunları diktik. Palamutların pek çoğu yeşerdi. Ne yazık ki koruma imkanı olmadığı için hayvanlar pek azının yaşamasına fırsat verdi. Yine de bu orman sevdamdan vazgeçmedim. Güzel yurdumun çeşitli yörelerinde çalıştıktan sonra (Dinar Lisesi, Konya Gazi Lisesi, Çiğli Hava Lisesi askerken, Kars Çıldır Lisesi, Iğdır Lisesi, Kayseri Lisesi, İvriz Öğretmen Lisesi, Konya Sanat Okulu, Selçuk Üniversitesi) emekli olup memleketime döndüm. Allah fırsat verdi, 1998 yılında köyümde kendime ait taşlık (Traktörle ziraat yapılamaz) üzerinde kendi öz imkanlarımla orman dikmeye başladım. Biraz birikimimle kooperatiften temin ettiğim evimi satarak arazimin etrafını hasır telle çevirdim. 8 km mesafeden bir parmak kalınlığında bulduğum bir suyu borularla, orman diktiğim araziye getirdim. Burada havuzlarda topladım. Bu suyu ağaçlara can suyu olarak kullanıyorum. Şu ana kadar 100 çeşide yakın sedir, çam, dişbudak, meşe, mavi servi, mahlep, ceviz, antepfıstığı vs.) on bin ağaç diktim Bu ağaçlar bugüne kadar güzel büyüdü. Boyları 50 cm ile 5 m arasında değişiyor. Fırsat buldukça dikime devam ediyorum. Tek sıkıntım suyun yetersizliği. Bu kadar az su ile daha fazla büyümem mümkün değil. İki defa kuyu kazdırdım. Birinde 144 m. inildi. Kuyucu benim iyi niyetim ve acemiliğimi istismar etti. Su var tamam deyip kuyuya kılıf borusu atıp çakılladı. Sonunda da ne yapalım su yokmuş dedi. İkinci defa kuyucu buldum, o da ancak 30 m. inerek 'Benim gücüm yetmiyor, sana kuyuyu köy hizmetlerinin makineleri kazabilir' deyip işi bitirdi. Kıymetli efendim, ben de bu arada birkaç devlet adamına ve kuruluşa başvurdum. Ya derdimi iyi anlatamadım ya da bürokrasi engel oldu. Ya da ben dolandırıcı sanıldım. Başvurduğum yerlerden kredi talep etmedim. Bana su bulup bir ödeme takvimi belirtiniz dedim. Değerli Yazarım, size ulaşmaya çalışmamın en büyük nedeni: Benim şu anda iki şeye ihtiyacım var. Biri çalıştığım sahada su, İkincisi de çukur açacak kepçe. Gücüm tükenmeseydi kimseyi rahatsız etmeyecektim. Akıl veriniz ve de yardım ediniz. Şuna inanıyorum ki; benim isteklerimi devletim veya herhangi bir kuruluş yerine getirebilir. Ben para yardımı filan istemiyorum. Sizin etki gücünüzün ve de sözünüzün daha tesirli olduğunu düşünerek kapınızı çaldım.. Maksadım şov ve reklam yaparak menfaat temin etmek değil. Başladığım işin yarıda kalmasını istemiyorum.

KESMEDEN DE YAŞANIR

Ben şuna inanıyorum: Biz belki dedelerimiz gibi toprak fethedemeyiz, ama topraklarımızı 20 kat verimli hale getirirsek sanki 20 kat toprak fethetmiş gibi oluruz. Ülkemizin her tarafını yağmur ormanları gibi ormanlandırırsak, hem ülkemiz hem de bütün insanlar fayda görür.

Sizin işlerinizin yoğunluğunu biliyorum. Belki de bu isteğimi umursamayabilirsiniz. Şundan eminim; sizler de güzel yurdumuzda iyi işler olması için; uyarıcı yazılar yazıyorsunuz. Ne olursa olsun ben yine de ısrarla sizlerin kapısını çalmaya devam edeceğim. Yaptığım iş, çevreme hatta ülkeme örnek olacak diye düşünüyorum. Benim çalıştığım araziden çok daha elverişlisine sahip olan nice insanımız vardır, belki örnek alır. Bu iş bir tutkudan öte ülke sevgisi. Tarihte okuyoruz, dedelerimiz bugün evlenmiş, ertesi gün ülkesi için harbe gitmiş, bir daha da dönmemiş. Bu topraklar için şehit olmuşlar. Bizim çalışmamız o fedakarlığın yanında ne ki? Bu rahmetlilerin torunları olan bizler, her şeye çalışmadan, öğrenmeden kavuşmak mı istiyoruz? Bizim tayinimizi memleketin mahrumiyet bölgesi dediğimiz (Onu da biz o hale getirmişiz) bir yerine çıkarsalar gitmemek için elimizden geleni yaparız. Bu ülkeye kim sahip çıkacak? Öğretmen okulunda okurken bir marşımız vardı: 'Şanlı yurdum seni yüceltmeye antlar olsun'. Ne oldu? Onlarca ziraat, orman ve veteriner fakültesi var. Toprağımız bol, güneşimiz bol, suyumuz pek çok ülkeye göre yeterli. Hazineler üzerinde aç oturuyoruz.

Ben ormanı dikmeye başlayalı 8 yıl oldu. O günden beri pek çok köylüm çalışma imkanı buldu. Eğer benim yaptığımı yapan insanların sayısı çoğalırsa çok kişi köyünü terk etmez. Su damlaya damlaya mermeri deler.

Bana sahip çıkınız. Benim siyasi bir gücüm yok. Maddi imkanım kalmadı. Kimseden para yardımı istemiyorum. Daha önce birkaç kere teşebbüs ettim. DSİ'ye yazıldı. Orası da baştan savdı. 'Sana kuyu kazarız ama metresini 300 liradan, bu da senin boyunu aşar' dediler. O zaman özel sektör metresini 30 liradan kazıyordu. Nasıl olur bu dediğimde 'Üst makamdan gelen yazıya cevap vermeyelim mi?' yani dediler.

Köyüm Konya Ereğli'sine 50 km mesafede Karacadağ üzerinde Beyören Köyü.

Değerli Yazarım, bizler geçiciyiz. Ancak bıraktığımız eserlerimiz uzun ömürlü olur... Çalışmalarımı yerinde araştırabilirsiniz.

Not: Köylere dağıtılan kömür, köylüye orman kesmeden de yaşanabilir fikrini verdi Orman tahribatı azaldı.

Rahim Demirbaş

Emekli matematik öğretmeni

Hamidiye Mah. Anıt Cad. Ender Ap. No 2 Ereğli-KONYA

Tel: 0 332 713 58 77.

Becerebilirsem ormanımın bir kısmının fotoğrafını göndereceğim.'

Demirbaş'ın gönderdiği fotoğraflar net olmadığı için yayınlayamıyoruz.

Sanırız öncelik sırasını tekrarlamakta yarar yok. Bakanlarımızın bir telefonu ya da Sayın Prof. Dr. Eroğlu'nun emri ile bu orman yaşar. Hatta, genişler. Herkese de örnek olur. Ümitle bekliyoruz...

09.11.2006

Kaynak: Akşam  

<Önceki   Sonraki>
MATEMATİKÇİ PULU
HİPERBOLİK UZAY
FOTO MATEMATİK
C.Sequin Galeri
MATEMATİK AFİŞİ
G.W.Hart galeri
KARİKATÜR
M.C.Escher galeri
MATEMATİK KİTABI
MATEMATİK FİLMİ