|
Matematik, biz Türklerin dünya çapında başarılara sık sık imza attığımız bir bilim dalı değil. Zaten ilk ve ortaöğretimde matematik eğitiminin ne denli kötü olduğuna dair bir dizi istatistik ve araştırma sonucu durup durup ortaya çıkıyor. Yani, geçmişte zaten matematikte çok başarılı sayılmazdık, anlaşılan gelecekte de yeterince başarılı olamayacağız.
Ancak elbette bu genel düzeni bozan bazı çok önemli bilim insanları da çıkarıyor bu toplum. İşte onlardan biri, daha önce Bilkent'te çalışan, şu sıralar Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmakta olan Cem Yalçın Yıldırım, Amerikalı bir meslektaşıyla birlikte çok önemli bir matematiksel başarıya imza attı geçen hafta. Yalçın Yıldırım'ın Amerikalı meslektaşı Dan Goldston'la birlikte başardığı şeyi anlatabilmem için önce asal sayılar hakkında bilgi vermem gerek. Asal sayılar, pek çoğumuzun okul yıllarımızdan da hatırladığımız gibi çok özel sayılar. Asal sayıların ayırıcı özelliği, onların kendileri ve 1 dışındaki sayılara tam olarak bölünememesi. Mesela 2, mesela 3, mesela 5 asal sayılar. Asal sayıların içinde de özel bir bölük var ki, bunlara da `ikiz asallar' deniyor. İkizden kasıt, birbirini izleyen iki asal sayının arasında iki sayı olması. Mesela 3 ve 5 ikiz asallara bir örnek. 11 ve 13 gibi, 17 ve 19 gibi. Dünyanın dört bir yanında bilgisayarlar en büyük asal sayıyı hesaplamak için uğraşıyor. Son olarak 17 bin haneli rakamlar bulundu. Yani, asal sayılardan aslen sonsuz tane var.
Peki acaba ikiz asallardan sonsuz tane var mı? Bu soru çok ama çok uzun bir zamandan beri sorulan bir soru. Pek çok kişi bu sorunun doğruluğunu ya da yanlışlığını kanıtlamaya uğraştı ama çabalar bir türlü sonuca ulaşamadı. Yıldırım ve Goldston bu soruna farklı bir açıdan yaklaştılar.
Onların cevabını aradıkları soru şu oldu: İkiz asal olmasa da, sonsuza kadar birbirine yakın asal sayılar bulunabilir mi? Şimdi burada bütün teknik detaylarını anlatamayacağım ama Yıldırım ve Goldston uzun çabaların sonunda bu soruya bir cevap ve kanıt buldular. Evet, bulunabilirdi.
Bu matematikte son derece önemli bir ilerleme. Geçen hafta Amerikan Matematik Enstitüsü'nde bu buluşun bir sunuşu yapıldı ve Amerikalı matematikçilerin nefesi kesildi. * * * Bu önemli ilerlemenin haberini bana, beni bundan 10 yıl önce Yalçın Yıldırım'la tanıştıran bir sevgili arkadaşım, gönderdiği bir elektronik postayla verdi. Elektronik postada bir web linki vardı. Link beni Amerika'da bir yerel gazetenin web sitesine götürdü. Kaliforniya' daki San Jose kentinin ve bütün körfez bölgesinin yerel gazetesi The Mercury News, haberi birinci sayfasından ve Yalçın Yıldırım'la Dan Goldston'u överek veriyordu.
Buna karşılık, zaman zaman pazar günleri köşesinde matematik ve fizikle ilgili popüler yazılar yazan ben, bir saattir bu yazıyı yazmaya uğraşıyorum; çünkü Türkiye'de bir gazetede matematikten söz etmek kolay iş değil. Hem herkesin anlayacağı bir biçimde yazacaksınız hem de kaydedilen ilerlemenin önemini anlatmayı başaracaksınız. Ben bu kadar uğraşmama rağmen kaydedilen ilerlemenin önemini anlatabildiğimi sanmıyorum. Buradaki güçlüklerden biri rakam teorisinin gündelik hayata basitçe indirgenecek uygulamalarının sınırlılığı ise diğeri de Türkiye'nin matematiğe olan uzaklığı.
Gazetedeki arkadaşlar bile, "Peki bu problem kaç yıldır çözülemiyormuş" diye sordular ilk sorularını. Yani akla gelen ilk klişe, "300 yıllık problemi bir Türk çözdü" başlığını atmak. Aslına bakacak olursanız problem binlerce yıllık. Ama esasen hâlâ tam olarak çözülmüş de değil. Sadece çözüm yolunda çok önemli, çok büyük bir ilerleme kaydedildi
30.03.2003 Kaynak: Radikal |