mm arrow Matematik makaleleri arrow Matematik eğitiminde değişim
Matematik eğitiminde değişim Yazdır E-Posta

Doç. Dr. Aysun UMAY  06.11.2004 tarihli bilimsel makalesi. Konudan alt başlıklar şöyle ;

EĞİTİMİN AMACI ve EĞİTİMİN İŞLEVİ

DEĞİŞEN DÜNYANIN DEĞİŞEN EĞİTİM ANLAYIŞLARI

YENİ EĞİTİM ANLAYIŞLARININ MATEMATİK EĞİTİMİNE YANSIMASI

BİLGİ TOPLUMUNDA MATEMATİĞİN YERİ

EĞİTİMİN AMACI ve EĞİTİMİN İŞLEVİ

Eğitim, toplumsallaşmanın en önemli araçlarından biridir. Kökleri, insanların  birlikte yaşamaya başlamalarına kadar uzanır.

İnsanlar var olduklarından bu yana, yaşam koşullarını kolaylaştırmak, doğaya egemen olmak ve yokluklardan, tehlikelerden uzak, daha iyi koşullarda yaşayabilmek için işbirliği yapmışlar, birlikte yaşamanın ve geleceği birlikte yaratmanın koşullarını oluşturmaya çalışmışlardır.

Uyum içinde, birlikte yaşayabilmek için,

*     konulan  kurallarını öğrenmenin,

*      uzun ve zahmetli yaşantılarla, kimi zaman büyük bedeller ödenerek oluşturulan deneyimleri, kültürel birikimleri gelecek nesillere aktarmanın,

*     geleceği düşünerek bugünden atılan adımların sürmesini sağlamanın

en etkili  yolu ise eğitimdir.

 2. DEĞİŞEN DÜNYANIN DEĞİŞEN EĞİTİM ANLAYIŞLARI 

Geçmişi kabaca bir gözden geçirelim: İlk çağlarda, ilkel tarım toplumlarında geniş halk kitlelerine ayrıca "eğitim verilmesine" gereksinimi yoktu. Onlar tarlada çalışıyorlar, gündelik yaşamlarını sürdürecek kadar öğrenmeleri gerekenleri aile içinde zaten öğreniyorlardı. Biriken bilgi kulaktan kulağa, atadan çocuğa aktarılıp gidiyordu. Reisler, beyler, krallar ve yakın çevreleri, bir başka deyişle erki elinde bulunduran, toplumu yöneten sınıflar için ise, o gün için toplumu ayakta tutmanın en etkili aracı olan dinsel unsurların ön plana çıktığı, bilgi birikimlerini gelecekte de toplumu yönetmeye aday olan kendi nesillerine aktarmayı hedefleyen bir eğitim gerekliydi. Kısaca eğitim sınırlı sayıdaki seçkinler içindi.

Eğitim, toplumun gelişmesi, işbirliğinin artması, "uzmanlaşma" gereksiniminin ortaya çıkmasıyla gelişti, vazgeçilemez bir gereksinim halini aldı. Bilgi toplumu öncesinde daha çok,

*           kalabalık sınıflarda,

*            öğretmenin öğrettiklerini öğrenen,

*            aykırı düşüncelerin kalabalık olan grubun düzenini bozduğu ve diğerlerinin aklını karıştırdığı düşüncesiyle hoş karşılanmadığı, sivriliklerin törpülendiği

eğitim ortamları var. 

Henüz dünyanın büyük bölümünde, özellikle de dünyanın dinamiklerini belirleme şansı olmayan, gelişmemiş ya da az gelişmiş bizim gibi ülkelerde egemenliğini sürdüren bu anlayışın "şimdilik" toplumlarının gereksinimlerine yanıt verdiği söylenebilir. Ancak, eğer eğitim, yukarda da söylendiği gibi toplumsallaşmanın en önemli aracıysa hızla globalleşen dünya için yukarıda sözü edilen eğitim anlayışlarının daha uzun süre yeterli olacağını söylemek zor.

Global dünyanın dinamiklerini ve geleceğini belirleyenler, bugünün insanının hangi özellikleri taşıması gerektiğine de karar vermiş görünüyorlar. Bugünün insanları hızlı düşünen, yaratıcı, neyi öğrenmesi gerektiğini ayırt edebilen, nasıl daha kolay öğrendiğinin bilincinde , kısaca kendini iyi tanıyan, çok şey bilen değil, ama gereksinim duyduğu bilgiye kolayca ulaşabilen, teknolojiyi kullanabilen bireyler olarak düşünülüyor... Bu durumda eğitim anlayışları değişiyor, yarınlar için bu özelliklerde insan yetiştirmeye yöneliyor.

Ülkemizde de müfredatlar değişiyor, ders kitapları yenileniyor, (bir çok yerde etkili kullanımı sağlanamasa bile) teknoloji ülke çapında okullara yayılmaya çalışılıyor. Gözle görülür bir gayret var, hatta anlamını kavramamış kişiler de dahil, herkes  "öğrenci merkezli eğitimden" söz ediyor... Kısaca "bilgi toplumunun" gereksinim duyduğu eğitim anlayışları dalga dalga, dünyaya, bu arada da ülkemizde yayılıyor.

Bilgi toplumunda  daha çok

*      küçük gruplarla, kimi zaman bireysel,

*      ilgi alanlarının çeşitliliğine uygun olarak çeşitlendirilmiş,

*      herkesin kendi öğrenme stiline uygun öğrenme ortamları bulabildiği (çoklu sunum),

*     öğrenme sürecinin sorumluluğunu öğrenenin taşıdığı,

*      yaratıcı düşünmeyi özendiren, farklılıkları öne çıkartan,  sivriliklerin törpülenmediği

eğitim ortamları var...

Öğrenme sürecinin sorumluluğunun öğrenenin üzerinde olması sınıf içindeki rolleri de değiştiriyor. Öğretmenin rolü "öğreten" olmaktan "yol gösteren, öğrencinin tıkandığı noktalarda danıştığı kişi" olarak değişiyor. Yaygın olarak sanıldığı gibi bu durum öğretmenin sınıf içindeki etkinliğini azaltmıyor tersine arttırıyor. Çünkü hala, öğrencilerinin öğrenmesi gerekeni öğrenip öğrenmediğinin sorumluluğunu büyük ölçüde öğretmen taşıyor.

Değerlendirme de eğitim gibi giderek bireyselleşiyor. Başarının değerlendirilmesinde, bireysel faklılıkların da dikkate alındığı bireysel değerlendirmelere doğru gidiliyor.

 

YENİ EĞİTİM ANLAYIŞLARININ MATEMATİK EĞİTİMİNE YANSIMASI

*     Asıl hedefi sistemli, mantıklı düşünmeyi, problem çözmeyi öğretmek olan matematik eğitiminin, değişen eğitim anlayışlarından bire-bir etkilenmesi kaçınılmazdır. Şöyle ki,

*      Dünün öğretmen merkezli, öğretmenden öğrenciye tek yönlü bilgi akışına dayalı, kalabalık sınıfları giderek yerini bilgi toplumlarının öğrenci merkezli, bireysel farklılıkların dikkate alındığı, özgürce konuşma, tartışmanın özendirildiği öğrenme ortamlarına bırakıyor.

*     Günümüzde matematik eğitimi araştırmaları içinde "iletişim" ile ilgili olanlara her zamankinden daha fazla yer veriliyor. Çünkü matematiksel fikirlerin birden fazla bakış açısıyla tartışıldığında katılımcıların fikirlerini keskinleştirmeleri ve bağlantılar kurmaları sağlanıyor.

*     Yeni eğitim yaklaşımında öğrencilere çeşitli seçenekler sunuluyor: Herkese kendi öğrenme stiline uygun ortamlarda öğrenme fırsatı sağlanıyor...

*     Matematik eğitiminde de çoklu sunumların önemi vurgulanıyor... Örneğin bugün ABD'de, bazı eyaletlerde, matematik eğitim programlarının yalnız "çözümsel muhakeme" yaklaşımı kullananlara uygun olduğunun, "bütünsel", "pratik" yada "soyut" yaklaşımlara pek de uygun olmadığının  fark edilmesi ile yeniden gözden geçirildiğini, farklı muhakeme yaklaşımı kullananlar dikkate alınarak yeniden düzenlendiğini biliyoruz. Herkesin kendi öğrenme stiline uygun olanını seçmesi için açıklamalar örneğin hem resimle, hem tabloyla, hem grafiklerle yapılıyor.

*     Öğrencilerin aktif katılımıyla gerçekleşen, neyi, nasıl öğreneceğine karar hakkı veren "aktif öğrenme yöntem ve teknikleri" her geçen gün biraz daha yayılıyor.

*      Matematik eğitiminin en önemli amacı düşünmeyi, problemlere çözüm yolları aramayı, ilişkileri yakalama ve çözmeyi öğretme olduğuna göre aktif öğrenme yöntemlerinin matematik eğitimine doğrudan yansıması kaçınılmaz olmaktadır. Nitekim, aktif öğrenmeyi anlatan kaynakların çoğunda, teknikler açıklanırken verilen örneklerin birçoğunun matematikle ilgili olması rastlantı değildir.

*     Öğretmen başarıyı değerlendirmede tek yetkili olmaktan çıkıyor,  kimi öğretmenlerce sınıfta otorite sağlayabilmek için kullanılan not silahı ellerinden gidiyor. Değerlendirmede öğrenciye söz hakkı veriliyor. Örneğin öğrenci, hızla yaygınlaşan bir değerlendirme aracı olan "bireysel gelişim dosyasında (portfolyo)" yer almasını istemediği unsurları dosyasından çıkarabiliyor.

*    Matematik eğitiminde de portfolyo kullanımı her geçen gün yaygınlaşıyor. Öğrencinin kendisinin değerlendirilmesinde söz hakkı olması, matematiğe karşı gerginliğin azaltılması için önemli bir destek sağlıyor.

 

BİLGİ TOPLUMUNDA MATEMATİĞİN YERİ

Matematik eğitiminin, değişen eğitim anlayışlarından bire-bir etkilenmesinin yanı sıra, yeni eğitim anlayışlarının yükselen değerlerinin pek çoğunun matematik eğitiminde doğası gereği zaten önemli bir yeri olduğu da inkar edilemez.

*    Zaman eskisinden çok daha hızlı akıyor, parayı çabuk davranan kazanıyor. "Vakit nakittir!" özdeyişine uygun olarak hızlı düşünen, çabuk ama isabetli kararlar verebilenler başarıyı yakalıyor. O halde eğitimde "hız" daha önceleri hiç olmadığı kadar önem kazanıyor.

"Hız" matematiksel düşünmede her zaman önemli değişkenlerden biri olarak kabul edilmiştir. Aynı zorluktaki problemleri daha kısa sürede çözen daha başarılı kabul edilir.

*      Bilgiye ulaşma yollarını bilmek de yeterli değil, günümüz insanı neyi ne kadar bilmesi gerektiğini ayırt edebilmeli, kendisini, öğrenme stilini tanımalı...

"TV izlerken matematik çalışılmaz" yada "kalemi kağıdı eline almadan matematik öğrenilmez!" türünden yargıları duymayan yoktur. Birçok kişi kendisinin en iyi nasıl öğrendiğinin ayırtına matematik çalışırken varmıştır. Çünkü yaygın inanışa göre matematik "zordur" ve zaten zor olan konuları öğrenmeyi kolaylaştırmak için elden gelen yapılmalıdır... Bazıları matematik çalışmak için gece, geç saatleri, bazıları sabahın erken saatlerini seçer. Bazıları yalnızken, bazıları arkadaşlarıyla birlikteyken, konuşup tartıştıklarında daha iyi öğrendiğini fark eder. Bazıları hafif bir müzik eşliğinde, bazıları ancak kesin sessizlik varken daha kolay düşünür, çözümler üretir...

*      Matematik eğitiminde belki de hiçbir zaman tam anlamıyla "Öğretmen merkezli" bir eğitim yapılamamıştır. Çünkü matematiksel muhakeme ve problem çözme öğretilemez, ancak öğrenilir. Bir başka deyişle, düşünme bireysel bir süreçtir ve kişiye özgü farklılıklar taşır. Matematikte, özellikle problem karmaşıklaştıkça seçenekler farklılaşır, aynı bilgiye sahip olduğu halde bazıları çözümü görür, bazıları göremez.

Her ne kadar çeşitli sınavlara hazırlanmak amacıyla gidilen dersanelerimizde tersi yapılmaya çalışılsa da, matematik derslerinde bazı problemler ve bu problemlerin çözüm yolları değil, düşünme ve çeşitli problemlere çözüm yolları bulma öğrenilir. Çünkü teker teker tüm problemleri ve bunların çözüm yollarını öğrenmek için bir ömür yetmez... Matematik, bilginin kendisinden çok ona ulaşmak için geçirilen süreçle ilgilidir...

SONUÇ...

Geleceğin toplumları için hedeflerde asıl önemli değişiklik, hedeflenen insanın niteliğinde... Düne kadar "vasat" ölçü alınarak, prototip olarak yetiştirilmesi hedeflenen kitlelerden artık başkalarına benzemeye çalışmayan, kendine özgü fikirleri olan, düşünen, yaratıcı, hobileri olan, kendine, hobilerine zaman ayıran bireyler olmaları bekleniyor.

Matematiğin doğası gereği yeni eğitim anlayışına yatkın olması, ondan unsurlar barındırması, yeni eğitim anlayışı içinde matematik eğitimini ayrıcalıklı bir yere oturtmakta ve önemini arttırmaktadır. 2000 yılının BM tarafından dünyada "Matematik Yılı" ilan edilmesi, matematik eğitimine dikkat çekmek ve daha iyi düşünen nesiller yetiştirmek özlemiyle açıklanabilir.

 KAYNAKLAR

Açıkgöz, K. Ü. (2002). Aktif Öğrenme. Eğitim Dünyası Yayınları. İzmir

Applee, M. W (2004) Neoliberalizm ve Eğitim Politikaları Üzerine Eleştirel Yazılar. Eğitim Sen Yayınları. Ankara

Hardt, M. ve A. Negri (2001). İmparatorluk. Ayrıntı Yayınları. İstanbul

Kaynak: Matder  

<Önceki   Sonraki>
MATEMATİKÇİ PULU
HİPERBOLİK UZAY
FOTO MATEMATİK
C.Sequin Galeri
MATEMATİK AFİŞİ
G.W.Hart galeri
KARİKATÜR
M.C.Escher galeri
MATEMATİK KİTABI
MATEMATİK FİLMİ