|
Sayfa 2 / 5 Şans faktörü ve "uygunluk" fonksiyonu Bazı bilim adamları, evrimde işleyen tabii algoritmaların körlemesine bir arayış olmadığını; zira bazı neticeleri diğerlerine tercih eden bir uygun olma fonksiyonunun hâdiselerin içine gizli bir formül olarak yerleştirildiğini veya var olduğunu düşünürler. Bir bakıma, varlık ve hâdiselerin içinde mündemiç olan "yere, zamana ve şartlara uygun olma fonksiyonu (goodness of fit)" her nesilde hangi organizmaların daha fazla istikbal vaat ettiğinin belirlenmesini açıklamak için kullanılan kavramdır. Uygunluk fonksiyonu kavramını daha iyi anlayabilmek için, hayvan yetiştirmedeki seçiciliği ele alalım. Hayvan yetiştiricileri, damızlık olarak en iyi vasıflara sahip olduğunu düşündükleri hayvanları seçerler. En çok yumurta veren tavuklar veya en çok yünü olan koyunlar bu özellikleri devam etsin ve daha iyi ürün alınsın diye damızlık olarak ayrılırlar. Tabiatta cereyan eden hâdiselerdeki düzenlilik ve eş zamanlılık içinde gerçekleşen "yere, zamana ve şartlara uygun olma fonksiyonu (goodness of fit), yetiştiricilerin hayvan seçimindeki kriterlerine benzetilebilir. Fakat bitki ve hayvan yetiştirmede kullanılan, yere, zamana ve şartlara uygun seçicilik algoritmasında, hayvan yetiştiren şahıs, bu fonksiyonu tanımlayan ve uygulayan kişidir. Evrim teorisinde ise, varlık ve hâdiseleri sadece tabiattaki unsurlarla izah etme mecburiyeti olduğu için, zaman ve mekan üstü akıl ve şuur sahibi bir zâta yer verilmemektedir. Mecburen, varlık ve hâdiselerin işleyişinde var olduğu tespit edilen "uygun olma' fonksiyonu, kâinattaki fiziko-kimyevî fonksiyonların bir sonucu olarak tanımlanmaktadır. İşin daha da vahimi, hakikatte Yaratıcı'nın izzet ve azametine perde olarak yarattığı zahiri şartlar ve tabii sebeplerin bunları gerçekleştirdiğini kabul eden anlayış, zihinlere hakim olmakta ve perde hükmündeki tabii sebeplere bir güç ve irade isnad edilerek, gizli veya açık şirk ve inkar yoluna sapılmaktadır. Tabiattaki değişimi, farklılaşmayı, çeşitlenmeyi, dönüşümü açıklamak için tanımlanan algoritmalar, uygunluk fonksiyonu, ateist veya agnostik bilim insanlarının elinde yanlış yorumlanmakta ve çarpıtılmaktadır. Tabiatta gözlenen sebep ve sonuç arasındaki uyumluluk ve uygunluğu tanımlayan "uygun olma fonksiyonunun" kolayca gerçekleşmeyecek çok hassas bir denge üzerine kurulu dünya şartlarında ortaya çıktığını hatırlamalıyız. Buna göre, eğer bu uygun olma fonksiyonu, iddia edildiği gibi kendiliğinden yeni bir şey tasarlamaya, yaratmaya kâdir ise, her şeyden önce bunun nasıl ortaya çıktığı açıklanmalıdır. İkinci olarak, bu uygunluk fonksiyon kavramı doğru dürüst tanımlanmamıştır. Ateistler bile bu fonksiyonun tam olarak ne olduğunu ve nasıl işlediğini tarifte güçlük çekmektedir. Ateist ve agnostiklerin, bu fonksiyonu tanımlama ve kabul edilebilir hale getirme çabaları bir tekrardır. Uygunluk fonksiyonu, "içinde bulunduğu ortama en uygun organizmaların, o şartlarda en fazla yavru vereceğini farz eder ve bu organizmayı 'en fazla yavru veren organizma' olarak tanımlar." (Johnson, 91) Bu yaklaşımı dikkate alarak, ünlü filozof Karl Popper şöyle demiştir: "Önde gelen çağdaş Darvincilerin bazıları teoriyi öyle bir ifade etmişlerdir ki, 'Bundan en fazla yavru veren organizmalar, en fazla yavru veren organizmalardır.' şeklinde bir totoloji (tekrar) ortaya çıkmaktadır." Uygun olma fonksiyonu açıkça tanımlanmadığı için, bu fonksiyonun canlıların çeşitliliğini sağlamaya nasıl muktedir olabileceğini, ne ilmî olarak, ne de matematik açısından açıklamak mümkündür. Bütün bu açıklamalar, Allah'ı inkâr etmenin ne kadar zor olduğunu gösterirken, O'na inanmanın ne kadar kolay olduğunu göstermektedir. İman eden kimse için, canlılar arasında gözlenen "Uygunluk fonksiyonu" Allah'ın kâinata ve bilhassa canlılar âlemine koyduğu kanunlardan biridir. Bu kanunlar, Allah'ın izzet ve azametine bir perde olarak yaratılmıştır.
|